Yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Kral gibi


Fatih'te ve Florya'da var şubeleri. Fatih'tekinde manzara olmasa da boş masa bulmak çok zor. Özellikle Arab misafirlerimiz boş bırakmıyor gibiler..


 Florya'da ise manzaraya doyuyorsunuz. Üstelik de çok çok geniş. Çocuklar için ufak bir oyun odası bile var. Mescidi de gayet hoş.



 Tuzda kuzu ve tavuk resimlerdeki şov sonrası yeniliyor.






Giderseniz HasKral'a çok yemeyin.


Künefeye yer kalsın :))

2 Ocak 2012 Pazartesi

Tokyo

Aslında gideli çok oldu -yaklaşık bir yıl kadar- ama yazmış 'fekat' paylaşmayı unutmuş olduğumu fark edip 'heman' paylaşıyorum. Bu zaman zarfında uzak doğu mutfağını tadabileceğimiz mekanların çokça arttığı da gözümüzden kaçmadı. Eskiden böyle miydi ama, ara ki bulasın :P






Aman da "suşiyi de pek severim. İki gün de bir yemezsem rahat edemem." diyemeyeceğim.

Güzel bir şey ama ben hamsi tavayı tercih ederim :)

Tokyo Restaurant Taksim'de çok hoş bir Japon restaurantı. Japon mutfağını denemek için iyi bir yer sanırım. Sahiplerinin aynı zamanda turizm şirketi de varmış. Japonya'dan Türkiye'ye getiriyorlar yemeklerini de İstanbul'da iken burada yediriyorlar Japonlara :) Bir rivayete göre 1700 küsur liraya tekabül eden bir miktara uçak dahil Japonya'dan geliyorlarmış. Türkiye'yi Ürgüp-Göreme'si filan dahil gezip tozup evlerine dönüyorlarmış.



Sumashi Jiru diye bir çorbaları var. Yediklerim arasında birtek bunu beğenmedim. Resmen yosun yiyorsunuz.




Sushi olarak Edo istedik. Soya sosuna bandırınca(!) oldukça lezzetli oluyor.




Yakisoba dedikleri makarnalarından aldık. Bu da iyiydi ama benim favorim Gyouza dedikleri Japon mantısı idi ki Japonya'ya gidersem ne yiyeceğime şimdiden karar vermiş bulunuyorum.




Tereyağlı mercimek çorbası, zeytin yağlı yaprak sarması vs. tabi ki çok daha lezzetli -tartışmasız- ama sıksık olmasa da değişik tadları denemekte fayda var. Tokyo restaurant bence çok pahalı. Bir sonra ki suşimi sanırım Japonya'da yerim :)




Ne diyim, Rabbim sushiyi yerinde yemeyi de nasip etsin :))


-Zemzem içerken yapılan bir duaydı ama buraya uydu-

7 Aralık 2010 Salı

Pekmezli Muhallebi



Geçen hafta bir kaç gün yaptığım tiramisudan ayırdığım labneli kremayı ufaklığa muhallebi diye yedirmiştim. Yumurta yemediği için arkadaşa bahaneyle yumurta yedirmiş oluyoruz böylece.




Geçen akşam yemekten sonra bağrışlarla bana muhallebi yaptırdı velet.




Önce muhallebiyi yediği sandalyeyi çekiyor. Sonra muhallebiyi buzdolabından çıkarıp koyduğum tezgahı gösteriyor. Iıhhh!!! diye bağıra bağıra.. Yaptırdı :)) Konuştuğunda kim bilir neler olacak diye düşünmeden edemedim.




Hadi tarifi de vereyim tam olsun. Hem daha faydalı olsun hem de şekeri azalsın diye pekmezli muhallebi yapayım dedim.


. 1/2 litre süt

. 2 kaşık un

. 1 kaşık nişasta

. 1 çay bardağından biraz az pekmez

. 1 tatlı kaşığı şeker

. Üzeri için tarçın, hindistan cevizi


Bütün malzemeyi tecereye alıp çırptım. Sonra muhallebi kıvamına gelene kadar karıştıra karıştıra pişirdim. Piştikten sonra ocaktan alıp tekrar çırptım. Kaselere koyduktan sonra üzerine tarçın ve hindistan cevizi serptim.

Ucundan ben de tattım. Gayet güzel olmuş. Tarçın pekmez kokusunu bastırmış hoş olmuş.


Soğumasını beklerken fotoğraf çekeyim dedim. Tabi ki benim sabırsız oğlumun ellerini muhallebiye daldırmasıyla bu işlem de son buldu.

19 Şubat 2010 Cuma

Demo pasta

Öncelikle babamın tahlil sonuçları temiz çıktı elhamdülillah!!!

Doktor ilaç verdi, inşallah iyileşecek.




Sevgililer günü (!) etkinliği olarak pasta yaptık.


Bizim oğlanın doğum günü pastasının demosunu :)
E elime şekeri hamurunu almışlığım yok. Hedefimiz de '1' şeklinde, yuvarlak pastaya göre şeker hamuruyla kaplaması oldukça zor olan bir pasta olunca deneme yapalım dedik.
Sonuç: fiyasko!



Hamuru çok ince açtığım için üzerine koyarken yırtıldı. Biz de yama yaptık :)

Bir de farkettiniz herhalde '1' ters oldu :) Lazlık da yok ama :)))

Üzerindeki uçaklar nasıl olmuş?

Sağ taraftaki eşimin, sol taraftaki böcek görüntülü son teknoloji insansız hava aracı ise benim marifetim.

Ne yazarsam yazayım sonuç ortada, beceriksiz hatun kişinin hamarat bir kocası var!!!

ŞOK!

Bu pasta 3 katlı gerçegini daha çok katlı yapmalıyız.

Rengi de daha açık mavi olsa.

24 Ocak 2010 Pazar

Kar-dan Pasta


Sonunda beklenen kar geldi.
Kaç senedir hasretiz ya hu!

İki gündür deli gibi kar oynuyoruz.

Minik sincapsa evin içinde dokundu ilkkez kara.
Hava yumuşak olsaydı onu da çıkaracaktık ama rüzgar çok şiddetli esiyordu, cesaret edemedik.
Onu tutup karlara atmak ne zevkli olurdu :)

Kar topu oynamak dışında evden çıkmayınca boğazlar meselesine ağırlık verdik.

İşte kabaktatlısından yaptığım pasta.


Kedidili bisküvilerini sütte ıslatıp üzerine püre haline getirilmiş kabaktatlısını sürüyoruz.
Sonra kremşanti.
Üzerine bir sıra daha kedidili ve kabaktatlısı püresi.
En son kremşantiyi boca edip buzdolabında bekletiyoruz.
Sonuç gayet güzel.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Çökelekli omlet


Geçenlerde Kastamonu pazarından almıştık çökelek.

Omlete koyunca çok nefis oluyor.






Bir de geçenlerde arkadaşlarımıza hazırladığımız kahvaltı sofrası var.

Mönüde kol böreği, organik pazardan aldığımız börek ve poğaça, haşhaşlı çörek (peksimet), sadrazam lokumu, tahinli kurabiye, lokumlu kurabiye ve resimde olmayan fırında mücver ve sucuklu omlet vardı. Sofradaki en obur bendim tabi ki!!!



Resimleri bilgisayara az evvel yükledim. Baktım çok iç açıcı görünüyorlar buraya da ekliyim dedim...
İşin kötüsü gecenin 23'ünde karnım acıktı.

14 Eylül 2009 Pazartesi

Ramazan pidesiyle pizza


Ramazan bitmeden yapılması gerek bence.
Kalın hamurlu bir pizza oluyor ama çok lezzetli.
Bayatlamış pideyi salçalı, kekikli, karabiberli sosla ıslatıyoruz.
Rendelenmiş kaşar peynirini, sucukları, dilimlenmiş zeytinleri, minik domatesleri, biberleri, beyaz peyniri (artık Allah ne verdiyse) üzerine bir güzel döşüyoruz.
En üste tekrar kaşar peyniri serpiyoruz.
Sonra dooooru fırına.
Gerçekten çok güzel oldu.

4 Eylül 2009 Cuma

On numara bir kek



Limonlu ıslak kek




  1. 3 yumurta

  2. 3 fincan şeker

  3. 4-5 fincan un

  4. 1 limon (hem suyu hem kabugunun rendesi)

  5. 1 + 1/4 bardak süt

  6. 1 paket kabartma tozu

  7. 1 çay kaşığı karbonat

  8. Üzeri için hindistan cevizi

  9. Kek kalıbı

  10. Fırın :))


Yumurtayla şekeri çırptım. Sonra Limon kabugu rendesini, limonun suyunu ve 1/4 bardak sütü ekleyip karıştırdım.


Unu, karbonat ve kabartma tozunu eleyerek ekledim ve tahta kaşıkla karıştırdım.


Borcamı yağladım. (Ben hamur işlerinde fındık yağı kullanıyorum. Fındık yağı kalmamış. Tahin vardı evde. Baktım üzerinde yağı birikmiş. Borcamı onla yağladım. Yani susam yağıyla)


180 derecede 40-45 dakikada pişti.


Sıcakken 1 bardak sütü üzerine döktüm. Hindistan cevizini serptim. Sonra sıcak fırında biraz daha beklettim.




On numara bir kek oldu :)) Puff puffff




En azından benim yaptıklarım içinde on numara budur.


Teravihten sonra kahvenin yanında mis gibi oluyor :))

18 Ağustos 2009 Salı

Haftasonu ve Yalova

(Denizin ortasına kadar balık avlamak için oltasıyla giren adamı dönerken çekebildim.)



Cumartesi öğleden önce Yalova feribotunda yerimizi aldık.
İndikten sonra Yalova merkeze çok yakın olan Asude Tatil köyü'ne vardığımızda saat 13:30 civarıydı. Öğle yemeğine yetişmiş olduk :)
Gitmeden önce araştırdığım kadarıyla pek lüks birşey beklememek gerekiyordu.
Sakindi. Kalabalık değildi. Genel itibariyle güzel bir yerdi. Yorumlar böyleydi.
Şimdi gidip gördüğüme göre an benim yorum yapma anımdır:
- Kesinlikle lüks değil (buna katılıyorum)
- Lüksünü geçtim çok iptidai bir yer.
- Yataklarında uyumak oldukça başarı ister. Yaylarını hissediyorsunuz. İkinci gece eşimle yer değiştirdim. Onun ki daha iyiydi. Oda da üç tane tek kişilik yatak vardı. İkisini birleştirdik. Üçüncüyü de yastıklarla bebek yatağına dönüştürdük.
- Sakin ama kalabalık oldukça. Daha doğrusu yemek saatlerinde yemeklerin hemen tükenmesine yetecek kadar kalabalık.
-Yemekleri çeşit olarak çok yetersiz. Hadi onu geçtim yemeklerin bazıları ilk dakikalarda tükeniyor.
Örneğin akşamları tek çeşit tatlı oluyor. Salata bölümündeki salataların bir kısmı hemencecik bitiyor.

- Çok ucuz da bir yer değil. Tamam gene çok lüks yapmasınlar ancak yemekleri bir iki çeşit arttırsalar, hangi salatanın daha çok itibar gördüğü belli. Herkese yetecek kadar yapsalar. Eskimiş yatakları değiştirseler bence hoş olur.
- Tatil köyünün yeri kötü değildi. Arkası geniş ağaçlık. Evler de çam ağaçlarının içinde, önü deniz, havuzu da yeterli.
-Bir de geceleri demlenen çayları çok güzel. Gün içinde sıcaktan pek içilmese de gece serinliğinde çaya büyük rağbet var.
- Deniz, marmara denizi ne kadar güzel olabilirse o kadar güzel. Yalova'ya sürekli deniz otobüsü seferleri olduğu için sabah 10'dan sonra su dalgalanıyor ve bulanıklaşıyor. Denizin sığ ve dibinin kum olmasından dolayı dalgalandığında bulanık oluyor.
- Bir hafta tatil yapmak için tercih edilecek bir yer değil bence. Denize girmeyi çok özlediğimizde gidip bir gece kalıp gelinebilir diye düşünüyorum. Zira ulaşım çok rahat.


Cırcır böceği sesleriyle uyumak, iyot kokusuyla uyanmak, kumda oynamak, yeni arkadaşlar edinmek.
İşte bunları yaşayabilsinler diye uzaklara gidemeyecekler çocuklarını buraya götürebilirler.
Bizim minik kaplumbağa bunlardan sadece ilk ikisini yapabilse de kendisine bu mini tatilin iyi geldiğini düşünüyorum.

Çocuk temiz hava aldı.
Biz dönüşümlü olarak denize girerken kendisi dalgalara baka baka uyudu. Kahvaltımızı yaparken dört bir tarafa naralar attı. Gece biz çay içip çekirdek çitlerken gariban gariban açık havada uyudu.

Bence bir bebek için güzel tecrübeler bunlar. Allah bereker versin :)
Suya hiç sokmadım. Zaten hava da çok sıcak değildi. Havuzun suyuna pek güvenemedim. Deniz de soğuktu.



Evde yeniden bi düzen oluşturmak belki zor olacak ama gezmek için değer ne yapalım. Sürekli dışardaydı eğer uyumazsa sabahtan akşama kadar gezecek miyiz bilmem.



İşin en kötü tarafı yerleşmemiş, yerleşmemişin üzerine dağılmış eve geri dönmekti. Şöyle derli toplu tertemiz bi eve dönseydim vicdan azabı çekmezdim evi böyle bırakıp gezdik diye.


Pazartesi akşam üzeri döndük evimize. Buzdolabındaki kabaklar hala diriyken ve eşim de evdeyken onları mücver yapmaya karar verdim.




Kızartmadan daha çok seviyorum fırın mücveri.
Benim tarifim şöyle:
3 büyük boy organik kabak :)
2 orta boy patates
2 baş soğan
1 diş sarmısak
2 biber
3 yumurta
Tuzlu beyaz peynir
1,5 - 2 bardak un
1 paket kabartma tozu
Nane, pulbiber, karabiber, tuz, zeytin yağı (hem içine hem borcamı yağlamak için)
Çörekotu, susam, keten tohumu

Kabakları, patatesleri, biberleri ve soğanları rondoda kıydım.
Karıştırma kabında bütün malzemeyi tahta kaşıkla bir güzel karıştırdım. Yağladığım borcama döktüm. Üzerine çörekotu, susam ve keten tohumu serptim. Pişene kadar 180 derecelik fırında, üzeri kızardıktan sonra suyunu çeksin diye 100 derecedeki fırında beklettim.
Aslında maydanoz olsaydı güzel yakışırdı ama evde yoktu.
Mücveri fırına verdikten sonra oğlanı uyuttuk.
Sonra da kendimize ziyafet çektik.


4 Ağustos 2009 Salı

Çilek ve kakaolu kek


Aslında niyetim hazır çilek almışken çilekli pasta yapmaktı. Ancak evde süt yok. Markete de sıcaktan dolayı gidemeyince kek yapayım çilekleri de yanında yerim dedim :)


Yanında da bir bardak buz gibi limonata..
Son haftalarda sürekli kek yapıyorum. Kilo almıyorum diye yiyip yiyip duruyorum.
Sonrasını düşünmek istemiyorum.
Yeni fırın keki çok iyi yapmıyor gibi. Sanki biraz kuru oluyor. Ya da ben beceriksizim. Ama lezzetli.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...