Bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Kasım 2012 Perşembe
Bayramdan Kalanlar
Oğlum dedesinin bağında çalıştı bol bol.
Çocuklar doğayı seviyorlar da bir de buluşabilseler.. Zavallı şehir çocukları.
Evde de boş durmadı. Bloklardan 'okul' yaptı.
Okulunu sevmesi çok hoş. Oyun oynarken sohbet edebiliyoruz. Okulu çok sevdiğini söylüyor. Ancak vuran çocuklardan bahsediyor. Biraz daha böyle giderse (dayak yemeye devam ederse) kreşten soğur diye korkuyorum.
En haşarı, vurup kıran çocuğu geçen gün kreşte gördüm. Minnacık birşey. Ben de yapılı bir çocuk sanıyordum. Ah oğlum vurabilsen çocuk yere yapışır diye içimden geçiriyorum.
Aslında tabi ki kimseye vurmasını istemiyorum ama kendini de koruyabilmesi gerek diye düşünüyorum. Biz acaba çok mu baskı kurduk çocuğun üzerinde diyorum. Ya da fıtrat olarak o bir salon erkeği :)
11 Kasım 2011 Cuma
Bayramdan geldik..
Yazamadım işte.
Ne diyecektim...
Allahtan rahmet dileyecektim.
Faşistsiniz diycektim. Acı çeken varken 'Oh olsun' diyebiliyorsunuz diycektim.
Öbürlerine de faşistsiniz diycektim. Akın akın yardım gelirken biz-siz diyebiyorsunuz diycektim.
Elbette her musibetten alınacak ders var diycektim.
İşte diycektim, herşeye rağmen kardeşiz biz diycektim.
Diyemedim. Değmez dedim.
İnşallah bundan sonra değer.
--------------------------------------
Bayramı da atlattık. Biraz hasta olsuk. Öksük ve hapşuruk olduk. Soğan suyu içiyor bıdığım.

Annane babanne evlerini fethetti geldi. Her cümlesinde aşık etti kendine. Bol bol çikolata yedi. Çok çok şımardı.
Böyle böyle bir bayram da geçti gitti. Daha nice bayramlara hep birlikte, sağlıkla inşallah.

Annecim yıllık izin kullandığı için ben de işte değil evdeyim oğlumla.
Böyle hastayken nasıl annesini istiyor insan. Allah eksik etmesin.
Hasta da olsam, hasta olan bebeğimin annesi olarak mercimek çorbam hazır uyansın karşılıklı içeceğiz :))
Sevgiler..
Ne diyecektim...
Allahtan rahmet dileyecektim.
Faşistsiniz diycektim. Acı çeken varken 'Oh olsun' diyebiliyorsunuz diycektim.
Öbürlerine de faşistsiniz diycektim. Akın akın yardım gelirken biz-siz diyebiyorsunuz diycektim.
Elbette her musibetten alınacak ders var diycektim.
İşte diycektim, herşeye rağmen kardeşiz biz diycektim.
Diyemedim. Değmez dedim.
İnşallah bundan sonra değer.
--------------------------------------
Bayramı da atlattık. Biraz hasta olsuk. Öksük ve hapşuruk olduk. Soğan suyu içiyor bıdığım.

Annane babanne evlerini fethetti geldi. Her cümlesinde aşık etti kendine. Bol bol çikolata yedi. Çok çok şımardı.
Böyle böyle bir bayram da geçti gitti. Daha nice bayramlara hep birlikte, sağlıkla inşallah.

Annecim yıllık izin kullandığı için ben de işte değil evdeyim oğlumla.
Böyle hastayken nasıl annesini istiyor insan. Allah eksik etmesin.
Hasta da olsam, hasta olan bebeğimin annesi olarak mercimek çorbam hazır uyansın karşılıklı içeceğiz :))
Sevgiler..
12 Eylül 2011 Pazartesi
Tatilden sonra

Sabah erken kalmak
İş başı yapmak
Uykun gelmişken vur kafayı yat yapamamak
Çok gıcık!!!
Güzel, şen şakrak, Süleymaniyeli, Bayezıtlı, Sultan Ahmetli, iftarlı, sahurlu, davetli, davetçi,...
bir Ramazan daha bitti gitti.
Seneye tekrar hep birlikte, daha güzel daha feyz dolu bir Ramazan'a kavuşmak nasip olur inşallah.

Sonrasında uzuuun bir tatil.
Önce bayram için memleketlerin ziyareti akabinde 1 haftalık yıllık iznimizi Akçay-Altınoluk arasında yiyip tüketme.
Gayet iyi geldi hem bize hem tıfılcana.
Denize girdi babasının kucağında olsa da. Kumsalda yaptıkları havuzu suyla doldurmak için defalarca su taşıdı kovasıyla, bir türlü su dolmadı hey hat! :)
Denizden sonra ılık küvette keyif yaptı.
Çok çok yaramazlık yaptı.
Çoook şımardı.
Gece yarısına kadar parkta kaldı. Sonsuz defa kaydı kaydıraktan. Arkadaşlar yaptı kendine bilhassa kız. Sarıla sarıla geziler parkta, el ele kaydılar. Aralarındaki ilişki abla-kardeş nevi midir acaba :)

Dönüş yolunda şehitliğe uğradık. Tabi ki bir şehitliği ziyaret etmek yetmedi ama vaktimiz ancak bu kadarına el verdi. Gecenin bir vakti Tekirdağ'a uğrayıp köfteyle karnımızı doyurduk. Ve nihayet sonunda evimize ulaştık.
Ayrıca Altınoluk civarında gezilecek yerleri not düşmek isterdim. Gitmeyi düşünenler için ve seneye tekrar gitmek nasip olursa unutmamak adına. Vakit olursa en azından bu sene keşfedebildiğim yerleri not ederim belki.
23 Kasım 2010 Salı
Bayram bitti (mi acaba)

Deliye her gün bayram ya o bakımdan :)
Oğlan evi kız evi derken, annane babanne derken, araya bir dolu akraba da girince bizim minik sincap oldu size minik şımarık sincap.
Dönüşü trafiğe takılmamak için cumartesi yapalım dedik. Evden sabah çok erken çıkamayınca Sapanca'da müthiş bir tafiğe yakalandık. Korkunçtu.. O gece 10:45te gişeleri tekrar ücretsiz yapmalarıyla ilerleyen saatlerde ve dolayısıyla pazar günü trafik oldukça rahatmış. Ama biz, o saatlerce süren araba kuyruğu işkencesini çoktan çekmiştik.
Sağlık olsun, kazasız belasız döndük ya..
Senelerdir onca yolu gider gelirim, onca yol gözlerim, yolcu uğurlarım hala daha herseferinde korkarım. Ne diyim, Allah korktuklarımızdan emin etsin.
İşin en güzeli de insanın gezip tozup en sonunda başını sokacağı sıcacık bir yuvası olması.
Dün uzun tatil dönüşü oğluşumla ayrılışımızın ilk günüydü. Hiç korktuğum gibi geçmemiş elhamdülillah. Akşam da bir terslik hissetmedim.
Hatta bu tatil ikimize de çok iyi geldi diyebilirim. Çok çok kucak istedi. Ben de bol bol onu yemek istedim. Aşk tazeledik yani :)
Sonrasında çok zor gelir mi ayrılık dedim ama şimdilik iyi görünüyor.
29 Ekim 2010 Cuma
29 Ekim

Geçtiğimiz hafta boğazdaki gösterileri en iyi nerden izlerizi araştırdım durdum.
İki sene önce Ortaköy'e gitmiştik. Şahaneydi. Ancak çocukla açık havada olmak pek akıl karı gelmedi.
Gösterilerin zaten 15 dakika süreceğini öğrenince 'aman dururuz o kadar dışarda bişey olmaz' diye de düşünmeye başlamıştım ki. Benim minik zürafam hastalandı.
Son bir kaç gün yağan yağmur, açık havada izlemeyi unutturacak kadar şiddetliydi. 28 ekim akşamı annemin haberlerde gösterilerin pazar gecesine ertelendiğini duyurduklarını söylemesine öyle sevindim ki hiç belediyenin sitesine girip kontrol etmeyi akıl bile edemedim.
29 ekim akşamı haberleri görünce acayip üzüldüm. Köprüdeki havayi fişek gösterisi olmuş da bitmiş :((
"Gündüz bile çok soğuktu hava. Bunda da vardır bir hayır. Çocuk zaten hala öksürüyor." Dedim ama gene de içimde kaldı.
Havayi fişeğin tabiata nedenli zarar verdiğini düşünüp bu katliyama bir de seyircilik yapıp destek olmadık diye de sevinebilirim. Ama içten içe 'seneye gideriz artık' demedim desem yalan olur.
Tabi ki en güzeli havai fişek atmanın yasaklanması. Fener alayının gözü mü çıktı? İBB duy sesimi.
Çevreci Şirin (ya da kedi ulaşamadığı ciğere...)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


