23 Şubat 2010 Salı
1 seneyi devirdi
21 Şubat 2010 Pazar
19 Şubat 2010 Cuma
Demo pasta
Hamuru çok ince açtığım için üzerine koyarken yırtıldı. Biz de yama yaptık :)
Bir de farkettiniz herhalde '1' ters oldu :) Lazlık da yok ama :)))
Üzerindeki uçaklar nasıl olmuş?
Sağ taraftaki eşimin, sol taraftaki böcek görüntülü son teknoloji insansız hava aracı ise benim marifetim.
Ne yazarsam yazayım sonuç ortada, beceriksiz hatun kişinin hamarat bir kocası var!!!
ŞOK!
Bu pasta 3 katlı gerçegini daha çok katlı yapmalıyız.
Rengi de daha açık mavi olsa.
11 Şubat 2010 Perşembe
Tiyatro
(Yarın süt iznim olduğu için bu akşam 19:20 itibariyle benim için hafta bitmiştir.)
Mesaiden sonra eğitim vardı ve akşamları 8'de evde oldum. Bebeğimle çok az oynayıp uyuttum. Sonra da hemencecik kendimi uyuttum.
Derken derken işte bitti hafta. Bu eğitim gelecek hafta da birkaç gün devam edecek ama ne yapalım bu da gerekli.
Aaa, bu arada merak eden arkadaşlar için; bizim minik, iş yerinde sağıp evde bıraktığım sütü artık zevkle içmeye başladı. Buna öyle mutlu oluyorum ki. Çok şükür!

Geçen haftalar da şehir tiyatrolarına baktım da güzel oyunlar var.
Miniciğimi bırakıp kaç tanesine gidebilirim bilmiyorum ama işte benim listem:
1. DULLAR
2. İSTANBUL EFENDİSİ
3. KABARE
4. LEONCE İLE LENA
5. MASKELİLER
6. MECBUR ADAM
7. ONLAR ERMİŞ MURADINA
8. ŞAHMERAN
9. TARLA KUŞUYDU JULIET
Hepsi eğlenceli oyunlar. İlk ikisine giden arkadaşlar da tavsiye ediyorlar. Bilhassa annemle gitmek istiyorum bu oyunlara. Hafta içi yorulan sıkılan anneciğim için çok iyi olur şöyle bol kahkahalı bir ya da birkaç oyun. Annem de çok sever tiyatroyu.
Cancazıma da bebek bakmak düşecek ama ne yapalım birinin fedakarlık yapması gerek. Daha olmazsa bir ben giderim annemle tiyatroya bir o.
9 Şubat 2010 Salı
Herşeyin başı sağlık

4 Şubat 2010 Perşembe
Skandal!!
Hasta bir sanatçıyı gayet masumane ziyaret etmek isteyecek izin vermeyeceksiniz.
Bu başbakan dikta rejiminde değil demokrasi rejiminde 'seçim'le iş başına gelmiş.
Bu adama oy verenler onun hanımını, çoluğunu çocuğunu bilerek ve belki de severek oy vermişler.
Bütün bunlar olurken herşey gözler önündeyken, bir de ergenekon iddalarına 'yok canım, olmaz öyle şey' diyeceksiniz.
Bu saftiriklik değil de nedir?
Herneyse bunu bir kenara koyalım. Gelelim dünkü meclis kavgasına.
MHP'li abimiz :) 'siz peygamber olarak kabul edilen bir Başbakan'ın eşini nasıl içeri almazsınız. Sizi gidi beyaz yakalılar sizi' demiş :))
Bunu AKP'liler hakaret kabul ediyorlar haliyle.
Fakat peygamber ocağı denilen yere hakikaten de peygamberin eşi olsa bile baş örtülü diye almazlar, öyle değil mi? Bu konuda abimiz(!) haklı olmuş oluyor.
Şehit annelerine bile yaptılar bu haksızlığı.
Askeriyenin durumu belli...
Başbakan 'eşinin göz yaşlarından' bahsediyor olayla alakalı.
Peki üniversiteli kızların göz yaşları..
8 yıldır iktidarda olan sayın başbakan niçin hala bu sorunu çözemedi acaba?
Şimdi cumhurbaşkanlığı da kendilerinde.
Neyi bekliyor?
Yoksa söylenenler doğru mu?
Başörtüsü sorunu çözülürse bir oy alanı mı kapanmış olacak?
Bir açılım da buna yapamaz mıydı?
Birgün mantıklı meseleler de konuşulacak inşallah bu ülkede!!!!
31 Ocak 2010 Pazar
Cumartesiden geriye
29 Ocak 2010 Cuma
Çanta mim'i
Üşenmezsem ve unutmazsam yazacağım ama önce bir mim'im var.
Canım E.T. cim bizim çantamızı merak etmiş.
Bizim de zatıalileri gibi iki adet çantamız bulunmakta.
Bir ay öncesine kadar sadece oğluşumun eşyalarını koyduğumuz sırt çantası yeterli oluyordu.
Cüzdanımı ve telefonlarımı atıp çıkıyorduk. Çok nadir onsuz çıkacaksam da eşimin çantası imdada koşuyordu.
İşe başlayalı kendime ait de bir çanta kullanma zorunluluğum doğdu. İş çantam ve gezme çantamız var artık.
Döküyoruz içindekileri efendim, buyrun:
Doğum öncesi ayakkabıma ve o günkü tarzıma uygun çanta kullanırdım. Doğum iznimden döndüğümden beri bu çantamı hiç değiştirmedim. Topuklu ayakkabı da giysem aynı çantayı kullanıyorum. Hiç çok klasik olmuyorum. Öyle bir durumda mecburen değiştiririm herhalde :P
Bu çanta geniş ve hergün süt sağma aparatlarımı taşıdığım için (makineyi iş yerinde bırakıyorum ama biberonu ve yıkanabilenleri getir götür yapıyorum) diğerlerine sığdırmak için uğraşmak istemiyorum.
İşte bugün çantamda olanlar (sün zımbırtıları hariç):
- Kalem
- Not defteri
- USB
- Cüzdan
- Cep telefonlarım (biri şirket hattı diğeri de eski hattım olduğu için ikitane)
- Minoset, elevit ve mide ilacı (en son hamilelikte kullanmıştım şimdi adı aklıma gelmedi, kalkıp bakmaya da üşendim)
- Anahtarlar
- Ayna
- Şemsiye (o kadar yağmur-kar yağdı kullanmadım kapşon gayet rahat oldu, niye hala taşıyorsam)
- Çok eskiden çantaya attığım bir mendil.
Sadece işe giderken kullandığım ve serviste de uyumaya çalıştığım için ne okumak için kitap, dergi ne de müzik dinlemek için bir alet var çantamda.
Gelelim minik sincabın çantasına:

Bu kadar ıncık cıncık olduğunu hiç bilmiyordum :)
Odasındaki halı da bol desenli olunca daha da kalabalık göründü resim. Bit pazarı gibi.. Soldan başlıyorum saymaya:
- Reçete
- Önlük
- Bebek bezleri (ne kadar çok böyle :) )
- İş yeri kimliğim (bunun burda ne işi varsa)
- Diktirdiğimiz sling (haki yeşil olan kumaş - bazen arabasında durmak istemediğinde buna takıyoruz diye her daim yanımızda)
- Alt açma (bebekler için olan bana çok ufak geldiği için ben hasta altına serilenlerden kullanıyorum.çok daha rahat oluyor)
- Popo sil
- Bir anahtar daha (bu babamların evinki)
- Popo kremi
- Eşimin eski bir telefonu pili mili her şeyi çıkmış. Oyuncak niyetiyle.
- Yedek atlet, pantalon, ceket.
- Ter bezleri
- Kalem
- Kağıt mendiller
- Tripot
- Bir otelden alınmış dikiş seti
- Gripin :)))
- Yara bandı
- Serumvizyolojik
- Teramisin (göz için olanından - sünnetten sonra malum bölgeye sürmek için yanımızdaydı demek hala burdaymış)
- Şeker (benim için tabiki)
- Ateş ölçer
- Çeşitli uçak ve tesislerden alınmış ıslak mendiller
Ufff burası resmen bir çöplük....
(Bir de anakucağına takılı oyuncağımız oluyor yanımızda ama o çantaya dahil değil.)
Kabul ederlerse işte benim çantalarını merak ettiklerim:
24 Ocak 2010 Pazar
Kar-dan Pasta

Sonunda beklenen kar geldi.
Kaç senedir hasretiz ya hu!
İki gündür deli gibi kar oynuyoruz.
Minik sincapsa evin içinde dokundu ilkkez kara.
Hava yumuşak olsaydı onu da çıkaracaktık ama rüzgar çok şiddetli esiyordu, cesaret edemedik.
Onu tutup karlara atmak ne zevkli olurdu :)
Kar topu oynamak dışında evden çıkmayınca boğazlar meselesine ağırlık verdik.
İşte kabaktatlısından yaptığım pasta.

Kedidili bisküvilerini sütte ıslatıp üzerine püre haline getirilmiş kabaktatlısını sürüyoruz.
Sonra kremşanti.
Üzerine bir sıra daha kedidili ve kabaktatlısı püresi.
En son kremşantiyi boca edip buzdolabında bekletiyoruz.
Sonuç gayet güzel.