28 Şubat 2013 Perşembe

Renkli salata



Bu salatayı çok önceden yapmış, bir grup çok sevgili arkadaşımın beni ziyaretlerinde ikram etmiştim de şimdi buraya not düşüyorum. Zira tekrar yapasım geldi.


Şöyle yapıyoruz efenim:

10 tane kadar patatesi haşlıyoruz. Ve eziyoruz. İçine tuz, karabiner ve limon ilave edip karıştırıyoruz. İki parçaya bölüyoruz.

2 büyük boy havucu rendeleyip zeytin yağında biraz kavuruyoruz. Sarımsaklı süzme yogurt ve tuz ilavesiye bir kapta karıştırıyoruz.

1 kase kadar mor lahanayı rendeleyip 3-4 dakika zeytinyağında kavuruyoruz. İkiye böldüğümüz patateslerin ilk parçasıyla bunu karıştırıyoruz.

Doğranmış taze soğan ve maydanozla da diğer ezilmiş patates parçasını karıştırıyoruz.

Şimdi elimizde  grup  salata oldu bunları istediğimiz bir kalıba istediğimiz sıra ile üst üste yerleştiriyoruz. Güzelce bastırıyoruz. Üzerine de sarımsaklı yoğurtla süs yapıp afiyetle yiyoruz.




21 Şubat 2013 Perşembe

Su Kaplumbağası Zararlıymış

Yani...

Evde beslemek..



Şöyle ki, bu hayvancıkların ve dahi tüm sürüngenlerin  besinleri sindirebilmeleri için bağırsaklarında salmonella  bakterisi bulunurmuş. Bu hayvancıklar için faydalı olan bu bakteri insan oğlu içinse -bilhassa çocuk ve yaşlılar için- ölümcül hastalıklara sebep olabilmekteymiş.

Çok canım sıkıldı. Oğluma büyüdüğü ve bir canlının sorumluluğunu alabileceği için minik, sevimli bir su kaplumbağası aldık iki hafta kadar önce. Zaten bu canlıların doğal ortamında olmayışı, böyle hapsedilmeleri çok canımı sıkıyordu. Bir de üstüne bunlar eklendi.

Benim de orta okuldayken bir su kaplumbağam vardı. Kendisi vefaat edince gidip bir japon balığı almıştım fanusta. Sonra benim japon geliştikçe gelişti ve ben kendisini fanustan atar diye endişelenip orta boy bir akvaryum almıştım. İçine de birkaç güzel balık daha almıştım. Çok güzellerdi.. Fakat bir süre sonra sıkıldığımda akvaryumumu bir muhabbet kuşuyla değiştirmiştim. En son kuşum öyle güzel konuşuyordu ki ben üniversiteye geldikten sonra ki akıbetini burada paylaşmak istemiyorum. Ama neler neler söylüyordu... Çok tatlıydı.

Şimdi ise o kuşlara dayanamıyorum. Kafeste olmalarına, hem cinslerinden ayrı yaşamalarına. Bu sebepten oğluma kuş almayı hiç düşünmüyorum. Umarım ısrarcı olmaz kendisi de.

Hiç böyle zararlı olacağını düşünmezdim ben bu miniklerin. Bunları şimdi öğrenmek çok kötü oldu. Tabi hastalandıktan sonra öğrenmekten iyidir.

Kaplumbağaya ya da suyuna dokunulursa yaralardan ya da ağız yoluyla direkt bu bakteri vücuda geçebilirmiş. Ve çözümü de yaralı elle ellememek ve ellerimizde yara olmasa da hemen elimizi sabunla yıkamakmış. Yetişkinlerde çok hafif atlatılan bir hastalık oluyormuş fakat çocuklar için tehlikeliymiş.


Neyse ki oğlum hemen ellerini yıkıyor fakat, olabilir yıkamayabilir çocuk neticede. Oyuna dalıp unutabilir.
Ya da eve gelen minikler suya parmak sokabilir.

Şimdi bu miniği biz ne yapacağız. Cami avlusuna bırakamayız ki... Pet shopa geri götürüp bebeğimizi teslim etmeyi düşünüyorum, umarım kabul ederler..

18 Şubat 2013 Pazartesi

Ofiste bebek partisi

Bu sezon ne bereketli maşallah...




O kadar çok bebek haberi alıyoruz ki nüfus patlaması var sanacağım böyle devam ederse.




10 şubatta doğan bebeğin annesi işten ayrılmadan önce onu da anlı şanlı bir baby showerla yolcu ettik. Daha önce ki partimize bir göz atmak isteyen olursa...



Parti temamız ise uğur böceğiydi. Oğlumuz da ailesine uğur getirsin, bereket getirsin diye.


 Allah dileyen herkese sağlıklı hayırlı evlatlar nasip etsin..

Doğum bekleyenlere sağlıklı, doğal ve kolay doğumlar nasip etsin..

Doğan minnaklara hayırlı, sağlıklı ömürler versin...





Benim bu hafta sonu için oğlumun 4. yaş günü partisi organizasyonu yapmam gerekiyor.
Ömerciğin en sevdiği renk yeşil.. Bir teması olmayan fakat yerin göğün yeşil olduğu bir parti hayal ediyorum. Ne kadar başarılı olabilirim 6 günde, 5i iş günü olan 6 kısacık günde bilmiyorum. Üstelik enerjim de dibe vurmuşken. Dışarda bir yerde yapalım dedi bizimkiler fakat çocuklarla rahat olmayacağını düşünen ben fedakar annenin yüreği el vermedi :P

4. yaş günü olmasa hiç de önemsemiycem de, bizim oğlanın odasına taşınması için önemli bir gün olacak bu parti. Partiyi yapıp geceyi bizim oda da geçirebilir fakat biz bugünün üzerine çok odaklandık, inşallah sonu hüsran olmaz.

Yeşil bir parti.... fikirlere açığım...

4 Şubat 2013 Pazartesi

Sapanca Kahvaltısı ve sonrası



Bugün hava çok güzeldi. Neler yaptınız?

Biz soluğu Sapanca sahilinde aldık.

Kahvaltının ardından da sahilin diğer tarafına dolandık. Ve kahvelerimizi de bu tarafta yudumladık.


Bu hafta annem akraba düğünü sebebiyle evine gidince ben de izinli bir ev hanımıyım. Oğlumun kreşi yarı yıl tatilinde olunca mecburen kullanıyorum bu izni. Bakalım nasıl geçecek bu hafta, neler yapacağız bıdığımla...?

Faaliyet filan da pek ayarlamadım.

Yeni oyun hamurları almıştım. Cuma akşamı buldu fırlama...
Yeni çıkartma kitapları almıştım. Cumartesi eve dönünce de onları buldu.
Elimde bir tek kum boyama mıdır nedir ilk kez aldığım zımbırtı kaldı.
Şubat ayı Meraklı Minik'i de gidip alırsak bu hafta bizi idare eder diye düşünüyorum.

Geceleri de aile reisiyle film seyredelim diyoruz ama benim filmleri sonuna kadar uyumadan izlemem zor oluyor bu aralar :)) Olsun ben de uykumu alırım.
Dimi?



29 Ocak 2013 Salı

Namazında niyazında bir gençti


Burası Trabzon'daki Gülbahar Hatun Cami.

Kıbleye ters dönüp kürsüde güya namaz kılan da benim minik.

Eskiden çok sık gördüğümüz bir durumdu şimdiler de seyrekleşti. Allah hidayet versin :))


Ahh düzgün bir makinem olacaktı ki ne güzel çekerdim bu kareyi.


21 Ocak 2013 Pazartesi

Dekorasyon

Uzun zamandır alış veriş yapasım hiç gelmiyor. Hasbelkader bir alışveriş merkezine yolumuz düşmüşse ki genelde ufaklık için gereken birkaç parçayı almak gerektiğinde düşer o yol oraya, 'gelmişken bir-iki şey de kendime bakayım' desem de girdiğim mağazadan jet hızıyla çıkıyor sonrasında eskiden severek gezdiğim bir markayı görüp 'dur şuraya bir bakayım' diyorum ama orda da hızlı bir tur atıp çıkıyorum.
Hasılı kelam yaşlandıkça anneme benziyorum :)


Şu aralar biraz toparlanıyorum diye düşünmeye başladım. Yok yine kendime kıyafet filan bakmıycam fakat evde ufak değişiklikler yapayım diyorum.



Şöyle ki; 3,5 yıl önce taşındığımız bu evimin oturma odasına Safranbolu tarzı sedirli kanepeve kütüphane yaptırmıştık. Fakat perde almadım. Zira taa lise yıllarımda başladığım ve yazdan yaza elime aldığım dantel bir perde ucum vardı ki halen daha tamamlamamıştım. Bu tarz bir odaya yakışır hem de değerlenmiş olur diye düşünüp yeni bir perde almamış eski evdeki yatak odasından çıkardığımız kel alaka perdeyi bu odaya takmıştık. Tabi ki ben perde ucunu hala bitiremedim. Şu aralarsa niyetlendim tamamlayayım ve perde haline dönüşsün istiyorum inşallah.

Aynı odaya avize de almadık. Düz ampul sallanıyor ayol! :) Avize alalım istiyorum fakat bizim sedirli oda aynı zamanda oğlanın oyun odası. Top vs atar da tehlikeli olur mu diye düşünüyorum. Yine de ampul yerine düzgün bir çözüm düşünmek gerekiyor.


Asıl bombamı salon için düşünüyorum. 5,5 sene önce evlenirken modern tarzda aldığımız salon takımımızı aynen bu evimize taşımış, bu evin salonu biraz daha geniş olduğu için bu takıma uygun TV ünitesi ve orta sehpayı da marangoza yaptırmıştık. Avizeleri ve perdeleri ise azıcık süslü seçtim ki modernden klasiğe kayalım kayamasak da arada bir yer bulalım.

Bombaya gelince bizim o modern koltuklarda TV izlerken hiç rahat değil. Sırt kısmı çok alçak. Annemle babam için iki koltuk alayım çok da modern olmasın diyorum. Berjer mesela.. İşte beğendiğim bir kaç model tabi ki henüz web sayfalarında gördüm. Gidip birer oturmam lazım.






















Sizce hangisi daha güzel?

Benim salonuma ençok 2. yakışır ama o da hiç rahat görünmüyor. Alış amacıma aykırı. Sondan üçüncünün kırmızısı aslında bence güzel olur. Sırt kısmı da yüksek görünüyor.

Son numarayı da çok beğendim. Fakat kenarlarındaki ahşap kısım siyah kendisi kırmızı olacak. Bu arada ahşapları bir hafta içinde çizik, delik, vs hale geleceği için düşünmemek gerekiyor sanırım.

Projelerimi tamamladıkça paylaşırım inşallah.

18 Ocak 2013 Cuma

8 Ocak 2013 Salı

Kahvaltıda deniz var


Geçenlerde.. yok baya geçti 30 eylülde (ben de oğlum gibi geçmiş zamana dair ne kadar geçtiğine bakmadan 'geçenlerde' demeye mi başladım ne!) canım olan bir arkadaşım eşi ve minik kızıyla bize kahvaltıya gelmişti. İşte daha önce onlarda yaptığımız bir kahvaltı >>



Pancakelerim nasıl olmuş??



Bu deniz temalı masanın da bir hikayesi var aslında. Şöyle ki; başka bir arkadaşıma geciktirdiğim doğum günü için bir süpriz hazırlamıştım ki bir ara bundan da bahsetmek isterim. Kocaman bir kutu hazırladım. İçine de gömlekten, çoraba, çamaşırdan, takıya birşeyler koydum. Hah işte o kutuya şuan masamda gördüğünüz birkaç ufak parçadan da eklemiştim.

Onları öyle çok sevdim ki bir kaç gün sonra gidip kendime de aldım. Sonra birkaç ilave yaptım. Ve şimdi deniz temalı bir sofra kurabilecek malzelerim olmuş oldu.


4 Ocak 2013 Cuma

Boleyn Kızı


Bu filmi izlemeyen azınlıktaydım ki 31 aralık gecesini Boleyn Kızı'nı izleyerek değerlendirelim dedik. Ve yeni yıla film izleyerek girdik a dostlar...

Bu yıl izlenmedik film bırakmayız artık.

Natalie Portman çok güzeldi, her zamanki kadar. Bebeği doğmuş muydu bu kadının, aklıma gelmişken?
Şimdi baktım da doğmuş, büyümüş bile. 15 haziran 2011'de. Çok önemli bir bilgiyi de aktardıktan sonra filme dönersek.

Film de güzeldi de, çok ahlaksızdı be ya!!!

Bizim padişahlara itham edilenler bile öyle masum kalıyor ki Kral 7. Henry'nin yaptıklarının yanında. Filmdeki tek düzgün insan Natalie'nin annesi rolündeki teyzeydi :)

Neyse siz de hala izlemediyseniz, izleyin. Ya da siz bilirsiniz ben karışmam...

2 Ocak 2013 Çarşamba

Sarıyer'de börek yenir

Peki Sarıyer'in neresinde?



Tabi ki tarihi Sarıyer börekçisinde..



Hepsinde böyle yazıyor gerçi.. Fakat ben size hakiki olanını söyliyim.  Sarıyer merkezdeki Ali Kethüda Camii'nin yanındakinde.





Sarıyer böreğini 100 yıldan fazladır yapıyorlarsa denemek lazım.

Kıymalısını ve sadesini (tabi ki pudra şekeri ilaveli) çok beğeniyorum.





Bu tarz yerlerde müşteri memnuniyeti çok da önemli olmuyor genelde. Bizim ürünümüz iyi ekstra güler yüz tatlı dil gerekmez diye düşünüyorlar sanırım. Nasıl olsa senelerdir geliyorlar diye. Bu konuya takılmazsanız, "böreğimi yer giderim, amaaan" derseniz ki biz yıllardır böyle yapıyoruz gidin bi deneyin derim. 



Bu da sahilden görüntüsü.
En üst iki katında boğaz manzarası da var.

İşte yılın ilk günü şirin anne ne yaptı diye merak ediyorsanız; börek yedi :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...