30 Kasım 2009 Pazartesi

Trilye

Geçen yıl bu zamanlar,


6 aylık hamileydim, eşimin işi gereği kurban bayramının ilk iki günü İstanbul'da bulunmamız gerekiyordu. Bu sebeple memleket ziyaretlerini iptal etmiştik. Zaten o kadar yolu uçakla da olsa gitmek benim için de zor olacaktı. Bu vesileyle yakınlarda bir yerlere gidelim istedik. Yakınlardan seçtiğimiz yer Bursa'nın bir kasabası; Trilye (Zeytinbağı) oldu.




Arabalı deniz otobüsüyle Yenikapı'dan Güzelyalı'ya geçtik.


Montania Hotel'den rezervasyon yaptırmıştık. Hotel Montania 150 yıl kadar önce Mudanya tren istasyonu olarak yapılmış tarihi bir bina. Odaları ve manzarası gayet güzeldi. Kahvaltısı da fena değildi. Civardaki en rahat yere benziyordu, gidince de öyle olduğunu anladım. Gerçi Trilye içinde ev pansiyonu tarzı birkaç yer var ve onların içine girip gezmedim. Belki onlar da iyidir.




Nerde kalınır kısmını biraz uzattım galiba :) Bu otelde hayatımda aldığım en güzel iltifatlardan birini aldığım için biraz torpil yapmış olabilirim :) Hiç tanımadığınız biri, hiç beklemediğiniz bir anda güzel bir şey söyleyince böyle oluyorsunuz sanırım. Söyleyen kadın olunca daha çok hoşunuza gidiyor :))


Fazla şımarmadan konuya döneyim.







Trilye, caanım ülkemde aslını koruyabilmiş az sayıda yerleşim yerinden biri. Bu sebeple de turistik.


Bir rivayete göre Rum Ortodoks üç papazın aforoz edilmesinin ardından buraya yerleşmesiyle üçlü anlamına gelen Trilye denmiş buraya. Ya da kıyılarında bol bulunan barbunya balığının adından almış Trilye ismini. Zira trilye Latincede kırmızı balık demekmiş.


Trilye ne demek bilmiyorum ama müslümancası olan Zeytinbağı isminin tam karşılı bir yer.


O kadar çok zeytinyağı almışız ki çok fazla tüketmemize rağmen hala ordan aldığımız yağları kullanıyoruz.


Bence egenin yağı ve zeytini daha güzel oluyor.


Ben rahatsız olmuyorum gerçi ama marmara'nın zeytin yağında koku oluyor. Fakat egeninkinde çok daha hafif oluyor o koku. Bana göre mis gibi bir koku ama gene de lezzet açısından da egenin zeytinini tercih ederim. Bilhassa Altınoluk civarınınkini.







Gezilecek yerlerin başında Aya Todori Kilisesi yer alıyor. Fatih camii ismiyle ibadete açık. Fetihten sonra camiye çevrilmiş. Sonradan cami de olsa kiliselerin o genel kasveti oluyor bu yapılarda. (Bkz. Ayasofya) Ama iki kültürün birleşimindeki şirinlik de başka bir durum.


Osmanlı fethettiği yerlerde fethin sembolü olarak genelde bir kiliseyi cami yapmış diğerlerineyse hiç dokunmamış. Halbuki garplılar senelerce Osmanlı hakimiyetinde olan Budapeşte'deki bütün camileri kiliseye çevirmişler ya da yıkmışlar. Sadece Gül Baba türbesindeki mescid kalmış sanırım. Yeni mescidleri saymıyorum tabi ki.


(Macaristan gezisiyle alakalı da bir post hazırlanabilir aslında)


İspanya da keza aynı şekilde Endülüs'ten Elhamra Sarayı'ndan başka ne kalmış geriye... Gözünü seveyim kültürümün.


Trilye'de yedi kilise varken bunlardan üçü halen ayakta kalabilmiş.





Tarihte duvarlarına ilkkez resim yapılan kilise olarak bilinen Kemerli Kilise de acil restorasyona başlanmazsa yok olup gidecek.


Üçüncü kilise ise özel mülk olarak kullanılıyor. Çok garip, görünce inanamadım. Kilise.. içinde insanlar yaşıyor.. "Orda bunalıma girer insan" dedim kendi kendime.







Trilye'yi bir de kuş bakışı seyredelim diye Çamlıkahve'ye çıktık. Harika bir manzarası var. Tavsiye ederim. Çayınızı kahvenizi yudumlarken deniz-kasaba manzarası iyi gidiyor. Fakat gözlemesini pek sevmedim.





Ertesi gün dönüş yolu programımıza Bursa'yı da dahil ettik. Bu kadar yol gelip de Ulu Camii ziyaret etmeden Bursa'dan birkaç havlu almadan dönülmez herhalde.



Bayramın tadı büyüklerle, akrabalarla çıkıyor bu kesin. Bu kurban bayramında da tatilin kısa olmasından dolayı İstanbul'dan ayrılamadık. Biz yalnız olsak gene de giderdik ama oğlana eziyet olacaktı bir gün orda bir gün orda, uzun uzun yollar.. Bir de domuz gribi :) Ne yapsınlar bu sefer bizimkiler geldiler elimizi öpmeye :)




Bu bayramda da Altınoluk'a gitmeyi istedim zeytinyağı almaya :)
Ama bu sefer olmadı.

2 yorum:

Güneşligünler dedi ki...

Demek Bursa ziyareti yaptınız. Bir Bursalı olarak çok mutlu oldum. Bu arada ben de Ege'nin zeytinyağını tercih ederim, o koku benide rahatsız ediyor malesef. :)

sirinanne dedi ki...

Demek Bursalısınız.
Keşke ben de Bursalı olsaydım:)

çok güzel bir şehir hem İstanbul'a da çok yakın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...