31 Ağustos 2009 Pazartesi
Pazar pazar sen kalk Etilere ordan da Kastamonu pazarına git!
Bizim oğlan ek gıdaya başladı ya ona doğal meyve alalım diye.
Çok ufak bir pazar. Ama her tezgahta güzel domatesler var. Bu bizim minik için değil benim için tabiki.
Kızılcık vardı. Aldık. Eve gelince cam rendenede ezdim bir avuç kadar. Sanırım biraz ekşi geldi ama minik solucan ağzını büze büze yedi.
(Sırf yüzündeki ifadeye gülmek için limon veriyoruz. Çok komik oluyor. Ekşiden yüzünü şekilden şekile sokuyor ama yalanmaya da devam ediyor. Bu durumda biz sadist ebeveyn olmuyoruz zira limon faydalı. C vitamini işte mis gibi.)
Süzme yoğurt ve peynir de aldık Kastamonu pazarından.
Aldığımız taze fasulyeyi eve gelince yaptım. İftarlık oldu. Pek taze değilmiş. Alırken de kontrol etmemiştim.
Taze fasulye yemeği eğer fasulye güzelse çok lezetli oluyor. Zeytinyağlı tabi ki. Ama soğuk olmayacak.
Domatesleri ise gayet güzel. İnce kabuklu. Geçenlerde babam memleketten koliye domatesleri koyup gönderdi. Yurtiçi kargonun azizliğine uğradık. Bizim domatesler anadolu yakasında kalmış. Bize bir gün geç ulaşınca hemen hepsi ezilmiş.
Ben de şöyle yaptım:
Ezilmiş domatesleri rendeledim. Bol tuz atıp karıştırdım. Sonra tepsilere döküp balkona güneşe koydum. Hergün karıştırdım.
Bir kavanoz organik salçam oldu.
Tam ev hanımı oldum a dostlar :))
Kastamonu pazarı dolayısıyla yurtiçi kargonun keyfine kalmamış oldu domates sevdam.
----------------------------------------
Pazardan önce bizim minik solucanı KindyRoo ya götürdük.
İnternetten buldum burayı.
Ücretsiz deneme seansları varmış. Form doldurdum bizi aradılar. Randevulaştık. Birtek biz vardık, özel ders oldu :)
Bunlar Avustralya menşeyli bir kuruluş. Çok tatlı bir bayan Zeynep hanım ilgilendi bizimle. Bebeğimizin gelişimi için neler yapmalıyız filan konuştuk. Daha doğrusu onlara kaydolursak ne tarz şeyler yaptırdıklarından bahsetti, gösterdi. Birçoğu bizim evde yapıyor olduğumuz şeyler.
Kaydolursak herhafta bir saat orda olmamız gerekecek. Etilere her hafta gitmek bizim için çok kolay olmayacağı için şimdilik askıda bekletiyoruz.
Bu KindyRoo, Mohini diye çocuklar için yapılmış bir alışveriş merkezinin atölyeler katında.
Mohini'yi de çok beğendik. Oğlan biraz büyüsün bilhassa atölye çalışmalarına götürmek isterim. Çok eğlenceli görünüyordu...
28 Ağustos 2009 Cuma
İşe dönüş

26 Ağustos 2009 Çarşamba
Kitaplık
Oturma odamızı kütüphane gibi döşemek istiyorum.
Eski tip dolapları olsun, sediri olsun. Ve biz hep orda oturalım. TV olan salonda degil. TV olunca açılıyor. Açınca da bakılıyor.
-Hoş 1,5 aydır fena alışmışım televizyonsuzluğa gündüzleri bile hiç açmıyorum. Düzeldi televizyonumuz artık karlı göstermiyor-
Odamızda kitaplar olsun ama kapalı dolaplarda olsun. -bir de kitap tozu almakla uğraşmak istemiyorum-
Ancak beğendiğim model için ustamız fiyat verdi. Ve bize baya baya tuzlu geldi. Millet o paraya salon takımı alır. Hem de şık birşey.
Masif olması gerekiyormuş dolaplar o yüzden de fiyat artıyormuş.
Resimdeki gibi dolaplar ve sedir istiyorum. Resim bizim Safranbolu'da kaldığımız konağın odasından ve Yörük Köyün'deki bir evin odasından. -Batı Karadeniz gezimizi de bir post konusu yapayım-
Böyle huzurlu beyaz bir oda olabilir.
Ya da böyle sade birşey.
Bunlar da güzel. Derleyip toparlamış.

Böyle eskitmeler de var.
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Blog aleminden ilk ödül

2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak. (Tamamdır)
3. Sevdiğin 7 şeyi listelemek. (Hadi bu da tamam)
4. Sevdiğin 7 blogu listelemek. (7 blog seçmek zor)
5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak. (7 blogu ödüllendirmem gerekiyor mu? Ödül vermek isteyeceğim 7den çok blog var muhakkak ama ödül titan saadet zinciri gibi birşey. İnsanları zahmete sokar mıyım acaba diye düşünüyorum. Dur bakalım)
- Oğlumun kokusu, bilhassa nefesinin misler gibi süt kokusu.
- Evimin direği çocuklarımın babasıyla birşeyler yapmak:) Ne mi yapmak? Ne olursa. Film izlemek, temizlik yapmak, sohbet etmek, kavga etmek.
- Su içmek.
- Gezmek. Şehir içi şehir dışı ya da ülke dışı çok da fark etmez. Yeni yerler görmeyi tercih ederim tabi ki.
- Yüzmek. Bilhassa dibi görünen masmavi bir denizde gözlük takıp arada suyun altına bakıp renkli balıkları görüp yüzmek.
- Alış veriş etmek :) Üniversite yıllarımda bile rahat para harcayamadığımız halde mağazaları gezer, hatta kıyafetleri üşenmez denerdik. Şimdi de uzun uzun gezip almayı tercih ediyorum. Ama ufaklıkla çok da mümkün olmuyor. Emme meselesi bitince babasına bırakıp yalnız başıma keyfimce bir alışveriş yapasım var.
- Domates, peynir, ekmek yemek. Domates mis gibi toprak kokulu olacak. Bahçe domatesi. İnce kabuklu. Bu üçlüyü her yiyişimde havadaki koku beni çocukluğuma götürür.
Anne ve Bebisi
Yasemin Mutfakta
Blogcu Anne
Sevgİstanbul
MUMMY
ucuk beyaz
ve aslında bütün takip ettiklerim.
19 Ağustos 2009 Çarşamba
6 aylık oğluş ve Floryada kahvaltı keyfi.

Güzel bir gün oldu.. Ramazandan sonra devamı gelir inşallah.
Açık havayı bebekler çok seviyorlar. Arkadaşımın kızı 14 aylık. Koştu çimlerde, çok eğlendi cimcime.
Benim minik sarı sıpamsa etrafa naralar atıp sofraya saldırmak istedi ama henüz muktedir olamıyor.
18 Ağustos 2009 Salı
Haftasonu ve Yalova


Kabakları, patatesleri, biberleri ve soğanları rondoda kıydım.
14 Ağustos 2009 Cuma
Bebeklerde Zeka Gelişimi - Vol.1
Kaynaksız da olsa not almak istedim:
4 - 6 Ay Bebekler için Beyin Geliştirici Aktiviteler
* Bebeğinizi kucaklayın ve sevgi dolu sözler söyleyin.
* Bebeğinizle sık sık konuşun. Konuşurken gözlerine bakın.
* Bebeğinizi ismi ile çağırın.
* Bebeğinize obje resimleri gösterin, bu yaşlarda bebekler dünyayı keşfederken daha çok görme duyusunu kullanır.
* Bebeğinizin görüş alanı içinde ilginç obje veya oyuncakları hareket ettirin. Hareket onun ilgisini çekecektir.
* El ve ayak parmakları ile oynayın, özelllikle sayı sayarken.
* Onun yüzünüzü elleri ile araştırmasına izin verin.
* Tekerleme ve ninniler söyleyin. Bebekler tekrardan hoşlanırlar.
* Farklı şeyler görebilmesi için bebeğinizi yürüyüşe çıkarın ve gördüğünüz şeyleri ona anlatın.
* Bebeğinizi aynanın önüne götürüp yüzünde değişik bölgeleri gösterin.
* Abartılı mimikler yapın, eğlenceli sesler çıkarın.
* Bebeğinizin oyuncakları ve diğer objeleri eline almasına ve yere atmasına izin verin. Bu, onun farklı sesleri, düşme kavramını ve ellerini kontrol etmesini öğrenmesini sağlar.
* Tahta kaşıklar veya başka basit aletlerle ritmik sesler çıkarın. Bebeğinizi de yapması için cesaretlendirin.
* Bir kutunun içine sallayınca ses çıkaracak malzemeler koyun. Bunların içinde ne olduğunu sorun ve objenin adını söylerken bebeğinizin dokunmasına izin verin.
*********************************************************
Bunlar da evlenme teklifi alma yıldönümü çiçeklerim :))

*********************************************************
Birkaç gündür aman ne güzel uyuyor dedirten oğlum bugün sanki gene başa döndü. Zarzor ağlaya ağlaya uyuyor gene. Dün gece de böyle yaptı. Bir sıkıntısı olabilir mi acaba? Eli sürekli ağzında. Dişleri mi rahatsız ediyor acaba..
Ya da Tracy'nin kitabında bahsettiği arada geriye dönüşler olabiliyor sabırlı olmak mı lazım. Sanki başka alternatifimiz mi var sabretmek dışında.. Seve seve sabrediyoruz hasta olmasınlar, canları yanmasın, mutlu mutlu büyüsünler de.
Bir de dün gece Osmanlı Cumhuriyeti'ni izledik.

Korkunçtu, çok kötüydü. Hiç kimseye tavsiye etmeyeceğim bir yerli filmi daha. Bir de şu Issız Adam'ı izleyelim bakalım.
Ata Demirer'i görünce insan yerli yersiz gülmek istiyor o bile yok bu filmde. Komedi olmadığını kendileri zaten söylemişlerdi ama hiçbirşey olmadığını söylememişlerdi. Bari komedi yapsalardı dedim açıkcası.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Uyku
tatlı bebeğim
ne zaman insan gibi uyuycaksın sincabım sen :)
İlla memede uyumak derdi.
Yatır kaldır yapıyorum geceleri. Bazen çok bazen az ama illa ağlıyor.
Gece 12de uyanıyor, sonra 4 gibi sonra 8 gibi.
Artık geceleri hiç uyanmadan uyması gerekmiyor mu?
Acaba sütüm az mı geliyor?
Acaba ek besine mi geçmek gerekiyor?
Erken doğduğu için 6 ay degil de 7 ay anne sütü vermeyi planlıyordum halbuki ben. Doktoruna gidip bir danışmak lazım. Tavsiyelere açığım.
Dün korkunç bir olay oldu.
Şeftali parçası tuttum ağzına. Copcop emerken bir çekti içine cuk diye şeftali ağzına kaçtı. Hemen ağzından çıkarttım ama nasıl korktum boğazına kaçtı diye. O bir saniye... Allahım sen koru...
Şeftaliyi minik minik ufacık böldüm parmağımla verdim, parmağımı emdi. Ezip kaşıkla mı vermeliyim? Kaşığa alışması için..
Bu ek besin meselesi de bir dert. Neyse sağlıklı olsun da başa gelen çekilir............
5 Ağustos 2009 Çarşamba
"Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz."
Biz de birkaç gecedir minik sıpayı yatırdıktan sonra aylar önce aldığımız filmleri teker teker izlemeye başladık. (Lost sezonu başlayana kadar böyle idare edeceğiz)


ay insan üstü gayret sarfederek meydana getirdiği iki otomobil, iki özellik taşımaktadır. Birincisi, bizde otomobil yapılamaz diyenlere güzel bir cevaptır. İkincisi, bu işi yapacaklara cesaret vermiştir. Fakat otomobil, Teknik Üniversitesi Motorler Enstitüsüne sorulmadan yapılmıştır. Üzerinde çalısan arkadasların otomobil ihtisası yoktur. Cer Atolyesi 1946'da uç dizel motor yapmış, fakat asıl işi Devlet Demiryollarına hizmet olduğundan seri imalata geçememişti. Eskişehir'deki hareket bizim davamız için atılmış adımdır. Üç ayda bir otomobil motoru imaline imkan yoktur. Teknik birçok hataları olduğunu kabul etmek lazımdır. Zira otomobil süt sağma makinesi veya dikis makinesi degil, can makinesidir. Emniyet ister. Bizim on aydır üzerinde çalıştığımız dava başkadır.
Biz binanin maketini yaparak övünmek yerine aslını meydana getirmek gayretinde idik. Aslı dediğim şey seri imalattır. Eskişehir'de arkadaşların yapmaga muvaffak oldukları otomobili tetkik ettikten sonra bunun bizim planlarımıza göre seri şekilde imal edilip edilmeyecegini söyleyebilirim. Bu maksatla biliyorsunuz 9 firma oto sanayii icin birleşmeğe hazırdır. İlerideki iltihaklarla bu rakamın 36'ya yükselecegini tahmin ediyorum. Cer Atolyesi ilk adımı atmıştır. Şimdi iş memleket sanayiine bilhassa bunu yapmağa muktedir firmalara düşmektedir.” (Yeni Sabah, 31 Ekim 1961)"
"Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz."
"Bizim en azından bir avantajımız var; hiç kimse yapabileceğimize inanmıyor"

4 Ağustos 2009 Salı
Çilek ve kakaolu kek
Yanında da bir bardak buz gibi limonata..
Son haftalarda sürekli kek yapıyorum. Kilo almıyorum diye yiyip yiyip duruyorum.
Sonrasını düşünmek istemiyorum.
Yeni fırın keki çok iyi yapmıyor gibi. Sanki biraz kuru oluyor. Ya da ben beceriksizim. Ama lezzetli.